İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Can

Dostlar, Romalılar, vatandaşlar! Ben Can. Maalesef Marcus Antonius değilim ama idare edeceğiz artık. Mayls benden internet sitesi için kendimi anlattığım bir yazı yazmamı istedi, işte şimdi ben de onu yazmaya çalışacağım. Öncesinde diğerlerinin yazılarını okudum ve şunu belirteyim ki ben sinema alanında bu kadar vasıflı değilim. Peki kimin nesiyim, onu aşağıda göreceğiz.

2001 yılında İstanbul’da doğdum. 20 yıl kadar orada yaşadım ve büyüdüm. 3 kedim, 1 de köpeğim var. İsimleri sırasıyla Ciri, Bal, Punpun ve Pascal (hangi ismi ailemin koyduğunu tahmin edebilirsiniz bence). Alman Lisesi’nden mezun olmanın şansıyla Münih’teki Ludwig Maximilian üniversitesinde tarih okumak için 2020 kışında Almanya’ya göç ettim. Geçen sene tarih bölümünden mezun oldum. Şu sıralar yine aynı üniversitede Doğu Avrupa tarihi üzerine yüksek lisans yapmaktayım. Kağıt üzerinde tarihçi sayılırım. Bir yandan Münih Türk Film Günleri Festivali’nde 3 senedir aktif çalışıyorum, 2 senedir de Mayls ile beraber festivalin kısa film programını hazırlıyoruz.

Bütün içeriğimiz sinema üzerine olduğu için burada ne aradığımı açıklamam gerekiyor sanırım. Lise sonlarına kadar sinemayla pek yakın bir ilişkim yoktu. Sinemada Marvel filmleri izleyen sıradan bir çocuktum. 2018 civarı Türkiye YouTube camiasında “YouTube’un dibi” isimli bir hareket oldu, belki bileniniz, hatırlayanınız vardır. Ben bu harekete denk geldim, bu hareket sayesinde artık izlemediğim ya da hala izlemeye devam ettiğim pek çok kanalla tanıştım. Kafeinsiz, Bobin Kafa ve Geekyapar gibi kanalları da burada anmak isterim fakat sanırım beni büyük bir sinemasevere dönüştüren seri Yatay Bakış oldu. Orada Can Sungur ve Tancan Fümen’in üzerine konuştuğu filmleri izleyip üstüne onların muhabbetlerini dinledikçe sinemanın büyük perdede birbirini döven süper kahramanların çok daha üstünde bir sanat formu olduğunu kavradım. Alfonso Cuaron’un 2018’de çıkan Roma’sını çok net bir şekilde bu meselede ufkumu açan film olarak hatırlıyorum.

O noktadan sonra hem izlediğim film sayısını hem de çeşitliliğini artırdım. Pandemi zamanı Letterboxd’ı keşfettim. Bu uygulama beni yıllar içerisinde senede 400 film izleyen bir canavara dönüştürdü. Müsait oldukça her gün 1 film izlemeye devam ediyorum.

Film dışında dizi de izliyorum, başta fantastik edebiyat ve bilimkurgu olmak üzere kitap okumayı çok seviyorum, anime izleyip manga okuyorum, single-player oyunlar oynuyorum, çok fazla da müzik dinliyorum. Kısaca bir medya tüketim makinesi olduğumu söyleyebilirim. Nasıl yaptığımı sormayın.

İşte benimle alakalı her şey  –aşağı yukarı – bu kadar. Peace out.

Instagram | Letterboxd