İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Krzysztof Kieślowski Üzerine Kısa Bir Yazı*

Mavi, beyaz ve kırmızı: Fransa bayrağının renkleri özgürlüğü, eşitliği ve kardeşliği simgeliyor. Bayrağın ilham kaynağının Krzysztof Kieślowski’nin ünlü üçlemesi olduğunu söylemek isterdik ama gerçek öyle değil. Kieślowski, Üç Renk üçlemesini 1994’te tamamladı. Ne bu üçleme ne de diğer filmleri güzelliğinden bugüne dek bir şey kaybetti. Ölümünden 25 yıl sonra dahi Kieślowski Avrupa tarihinin en önemli sinemacılarından biri.

Tesadüflerle başlayan bir yolculuk

Oysa Kieślowski sinemaya biraz da tesadüfen düştü: 1941’de işgâl altındaki Varşova’da dünyaya geldi. Genç yaşlarda teknisyen olarak tiyatroya adım attı ve tiyatro yönetmenliği hayâlleriyle süsledi kafasının içini. Bunun eğitimini almaya niyetlendi fakat tiyatro okulu sadece lisans mezunlarını kabul ediyordu. Birbirlerine yakın olduklarını düşündüğü için Łódź Film Okuluna başvurdu. Reddedildi. İki defa. Andrzej Wajda, Krzysztof Zanussi ve Roman Polanski gibi yönetmenlerin de eğitim aldığı Łódź, Kieślowski’yi ancak üçüncü başvurusunda kabul etti.

Eğitimi sırasında bu yeni sanat formuna aşık oldu. İyi ki! Çünkü ilk filmleri bile bir kanıttı: Bu insanı tiyatroya kaptırmak, sinema için çok büyük bir kayıp olacaktı. Öğrenciyken 1966’da çektiği The Office’de (Urzad, 1966) bir sosyal yardım kurumunun şalterinde olup bitenleri gösteriyordu. İnsanlar gelip gidiyor, dertlerini anlatıyordu. Daha sonra, 1980’de Talking Heads’de (Gadajace glowy) çeşitli yaşlardaki insanlara “Sen kimsin?” ve “Hayattan ne bekliyorsun?” gibi sorular sordu.

“Canımlarım benim, seviyorum sizleri insan kardeşlerim”

İnsan… Kieślowski’yi etkileyen konu buydu. Onun için toplumlar, halklar, milletler yoktu. İnsanları bireyler olarak görüyordu. İnsan, bir toplumun, bir milletin parçası olabilirdi ama ilkin olarak hep insandı.

Kieslowski’nin Varşova’daki anıt mezarı.

Kamerası karakterlere yaklaşırken, Kieślowski ahlâk üzerine düşünürdü. Karakterleri sıkıştırmadan ne kadar yaklaşılabilirdi? Neler kameraya alınabilirdi? Kieślowski, karakterlerine saygı duyuyordu, sadece sorumluluğunu alabileceği şeyleri filmediyordu. Ya da kameranın rolünü sorguluyordu. Seks sahneleri perde için fazla mahremdi. Kamera önünde insanların ölmesine de rastlanmıyordu filmlerinde – Öldürme Üzerine Kısa Bir Film’de (Krótki film o zabijaniu, 1988) olduğu gibi, hikâye için çok önemli olmadıkça. (Daha sonra o film, On Emir’i irdelediği Dekalog dizisinin beşinci bölümüne dönüştü.) Amatör’de (Amator, 1979) işçi Filip bir el kamerasıyla yeni doğmuş kızını çekiyordu. Ve bu yüzden karısından azar işitiyordu. Çünkü bebek çıplaktı.

Kieślowski son dört filmini –çoğu izleyiciye göre en iyi dördü– büyük oranda Fransa’da çekti. 1991’de Veronique’in İkili Yaşamı’nı (La double vie de Véronique) yayınladı: Biri Polonya’da, biri Fransa’da, birbirine çok benzeyen iki kadın, birbirine çok benzeyen hayatlar yaşıyordu. 1993’te Üç Renk: Mavi (Trois couleurs: Bleu), 1994’te Üç Renk: Beyaz (Trois couleurs: Blanc) ve Üç Renk: Kırmızı (Trois couleurs: Rouge) takip etti bunu. Sonra Kieślowski emekliliğinin tadını çıkarmak istedi. Kısmet olmadı. 1996’da bir kalp ameliyatında vefat etti. Sinema tarihinde ise hep canlı kaldı.Filmler pek çok kez birkaç cümleyle özetlenebilir. Kieślowski’de bu pek mümkün değil. Bunun yerine Kieślowski’nin filmlerini yapmaktaki amacı birkaç kelimeyle özetlenebiliyor. Evrensel temalar üzerine filmler yaptı Kieślowski. Üç Renk’te özgürlükle, eşitlikle ve kardeşlikle ilgileniyor. Aşk Üzerine Kısa Bir Film’de (Krótki film o miłości, 1988) ve Öldürme Üzerine Kısa Bir Film’de bu temalar filmlerin adında saklı. “Ben diş ağrısını anlatmaya çalışıyorum. Başka bir deyişle: Dindar bir insan da diş ağrısı çeker, ateist bir insan da”, diyor. Kieślowski’nin eserini bu kadar özel kılan da bu: Işığı perdeye yansıtıp bütün insanlığı kucaklıyor ve bugün dahi güncelliğinden bir şey kaybetmiyor. Çünkü hepimiz arada sırada diş ağrısı çekiyoruz.

* İlk önce Merkezde İnsan Var (Im Zentrum steht der Mensch) adıyla Münchner Merkur gazetesinde yayınlandı.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir